futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2012

Man utd vs Arsenal- FA Cup 1999 Semi-Final Replay

çok sevdigim bir mactir futbol adina. sevdigimiz bir suru de adam var, giggs, 7 numarali az artist beckham, roy keane, david seaman. bergkamp var aggression cok sever onu. anelka bile var amk!

IBRAHIMOVIC: AMAZING goal in training (DUBAI) 03/01/12

piç

18 Nisan 2011

arda turan - mercan forma

bir işin içinde yüksek miktarda para oldu mu olayın bütün güzelliği kaçıyor, eğer parayı kazanan sen değilsen. futbol benim takip ettiğim son 20 senede eksponansiyel büyüdü. şimdi çok entrika dönüyor. artık renkler, arma, eskiler, eski stadımızdan başka bağlılık yaşadığım birşey kalmadı. dün gece TRT'de yayınlanan (inanılmaz ama devlet kanalından, telegol değil yani) arda'nın formaları görünce orospu forması demesi olayı iyice tuz biber ekti. yahu senin benim herkesin dediği şeyi, orospuyu, amk'yı arda gibi 23 yaşında bir çocuk söyleyince yok edep, terbiye bilmem ne. ulan futbolcuların eğitim seviyesi ne ki ne bekliyorsun? italya'da da küfür ediyolar, ingiltere'de de. 1 sene önceki hikayeyi bugün ortaya çıkarıp (hem de gstv'nin sızdırdığı görüntüleri) burdan ahkam kesmek nedir ya?

ben son 10 senedeki içinde sarı-kırmızı olmayan tüm formaların amk.

9 Şubat 2010

mesut özil


mesut özil ve sevgilisi Anna Maria Lagerblom

7 Şubat 2010

adamimsin lucas

ronaldo fragrence


eskiden ronaldo isminin daha bir cazibesi vardı, isim aklımıza brezilyalıyı getirdiğinde. portekizden ne çıksa bir çakma bir çingene hali var.

kayserispor-galatasaray


uzun zamandan sonra evimde koşturmadan uyandığım bir pazar sabahında, yine uzun zamandır yapmadığım birşey yapayım ve biraz futbol yazayım. sezonun bu zamanına kadar ali sami yen'deki galatasaray'ın hiçbir maçını kaçırmadım. sezonun ilk 5-6 haftasında geldiği inanılmaz noktayı da, şu anda bulunduğumuz inanılmaz noktayı da gün be gün takip ediyorum. genel olarak fikrim bir takım beraber soyunma odasında anlaşıp: "beyler bugün rezalet top oynuyoruz tamam mı?" demediyse bu kadar bilinçli kötü oynanmaz diye düşünüyorum.

spesifik maç analizine gelirsek kaleden başlayalım:

Leo Franco: Geldiği günden beri güven vermiyor. hala mallorca'da emre'den yediği aşırtma akıllarda. de sanctis'e sallayanların italyanların iyi defans ve kaleci yetiştirdiğine doğru dikkatlerini çekmek istiyorum.

uğur: rıdvan maçtan sonra sağ kanat bile oynayamıyor adamı sol bek yapıyorlar dediğine her ne kadar kızmış olsam da galatasaray gibi bir takımda sakatlıktan sonra 2 sene idman yapıp bu kadar yavaş ilerleme gösteriyorsa potansiyeline bakmak gerekebilir. sabri ile arasındaki fark bence bu. uğur akıllı sabri heyecanlı, ama potansiyel olarak sabrinin çok gerisinde maalesef.

emre güngör: kendisini etilerde yürürken gördüm dünyada para verip de almayacağın dolce gabbana kotlarla. daha akıllı bir tipe benziyordu ama topçu camiası naparsın. bu yaşta bu kadar para görünce sonu bu oluyor sanırım. konsantrasyon bozukluğu had sahfadaydı bu maç da, allahtan partneri iyi, fazla göze batmadı. yine de şampiyon olunan sezonda oynadığı çizginin çok uzağında.

lucas neill: maçın galatasaray için tek adamı. mükemmel transfer. güven veren ve akıllı oynan adam. avusturalyadan kangru gelse ilk 11e koyarım ben bu noktadan sonra. galatasaray geri yaslandığında defanstan ileri çıkan tek kişiydi.

caner yılmaz: bekte oynaması çok zor. kademeyi bilmiyor. defansta yorulunca ileride gücü kalmıyor. o kadar kötü ortalar yaptı ki zemine bağlamak istiyorum bu ortaları.

mehmet topal: footballove isimli sitede "yatsın kalksın zemine dua etsin, 2 metre yanına pas atamadıkça zemine bok atıyordu" demişler. futbolcu değilim ama pas atmayı öğrenmek bu kadar mı zor acaba? haftada 4 idman yapıyosun 15 sene. bilemiyorum, ama sınıfta kalmıştır.

mustafa sarp: fena değildi yine de. en azından ayakta duruyor sezon başından beri. kritik goller atıyor. orta sahada kaptığı her toptan sonra hızla ileri çıkması karakteristik oldu artık. seviyoruz bu kara çocuğu, ama bu maçta fark yaratacak bir hareket yapmadı.

elano: verdiğimiz paraya göre aldığımız hiçbir şey olsa da, fundamental olarak futbolu bildiğini gösterdi en azından. gün be gün miligram bazında futbolunu iyileştiriyor. dibini gösterdiği için bize buna kötü diyemiyoruz. en azından ilk 11de pas atmayı bilen 3-4 kişi arasında blumer.

keita: abi ben bu adamı afrika kupasında izledim, ilk 3-4 haftada izledim. bu adam klonu mudur nedir. tamam ben de fransadan kayseriye insem oynamak istemem ama en azından özellikle şut vurup 4 kale boyu yukarıdan auta atmam topu. kendime saygım yok olur. ama inanılmaz numaracı ve piç topçulardan. 1 maç adamı attırıyor oskarlık 1 maç kendini attırıyor dirsek atıp. tehlikeli futbolcu. takımı ateşler de yakar da.

dos santos: ya nerden buluyoruz ya. totthenam'da senede 2 maç oynamış adam rijkaard'ın manevi oğlu diye alındı ama, bu adamın barcelona'da top oynamış olması torunlarına anlatacağı tek güzel hikaye olarak kalır bence hayatında. yetenekli diyorlar, ben henüz görmedim bu mexicano'dan bir pırıltı. toutube'daki videolarını sevdiğimin, bu sene 1-2 iyi maç çıkarır samiyen'de o kadar. ahhh kewell ahh.

arda: kayıp, kayıp, kayıp. nedenini ne zaman öğrneceğim bilemiyorum. ama kayıpsın arda turan. kötü birşey söylemeye dilim varmıyor, seviyorum bu kaplamayı. ama ne bu takımın kaptanı olabildin bu sene, ne lideri, ne 10 numarası. bu sene gördüğümüz güzel sevgilinle verdiğin pozlar, hem hamaset kokan cimbom aşkı açıklamaların, gittiğin tatiller, gucci ceketin vs. futbolun geri gidiyor. koşamıyorsun, eskiden şut çekerdin çekemiyorsun. ayağına yatar top alırdın yapamıyorsun. artık öyle bir noktadayım ki çarşamba günü seni yedek görürsem sevineceğim.

17 Ocak 2010

hurriyet

hakkaten pes

hurriyet okumayı 5-6 ay once temelli biraktim. zaten evde gazete okumaya vaktim olmuyor, olsa da bir zamandır haberturk alınıyor eve. hurriyeti internette gün içinde manşetlere bakmak için kullanırdım. ama son 1 senedir galatasaray aleyhinde o kadar saçma sapan haberlerle düşmanlığını belgeledi ki, artık mide bulantısı ve sinir yapıyor diye komple sildim bookmarklardan. doğan yayın grubunun tüm gazeteleri diyemem ama ercan saatçiyi sporun başına getiren bir hurriyet nereden baksan 10 senelik bir okurunu daha kaybetmiştir, bilgisine.

şu yukarıdaki haberi nasıl bir kafa yazıyor o da ayrı. sağlık, tıp bilmem ne hak getire. o hakan ünsal da zaten hiçbir zaman galatasaraylı'ya benzemezdi ama efsane kadronun küçük hakanı olarak sevildi bizce bir dönem. dönüşü, gidişi, sonraki beyanatları, maç yorumlarında satır arası kustuğu kin derken o defteri de kapattık. ntv'deki programda sergen daha büyük galatasaraylı benim için. en azından oynadığı dönemde hakkını daha fazla vermiştir.

baros'un pes yazısına kontra yazı da buradan gelsin.
aceto'nun ellerine sağlık

23 Aralık 2009

signor roberto

bu adamın saçlarına özenip uzatmışlığım var yakın tarihte. sakin tavrını severim. manchester city'nin yeni hocası, dubai'nin parasını harcayacak. capello, ancelotti, zola derken bir italyan daha ülkesinden futbolun cennetine göç etti. darısı başımıza...

13 Eylül 2009

galatasaray - beşiktaş

ilk 5 dakkayı ve 2-0dan sonra geçen dakikaları çıkarırsak çok kötü oynadığımız, beşiktaşın ise çabaladığı bir maçtı. ama gerçekten kadrolar arasında inanılmaz bir fark varmış, derbi bile olsa takım kişisel yetenekli oyuncularıyla maçı alıp götürüyor. kişisel yetenek demişken keita'ya ayrıca değinmek istiyorum, bu adamı biz sezon sonuna zor tutarız gibi geliyor. çalım atamayacağı adam olmadığı gibi yeryüzünde, defansa dönüp top çıkarması, inanılmaz mücadele gücü ve iyi niyetli oyunuyla gerçekten çok iyi topçu. sabrinin bile performansı arttı son 1 aydır. o da çok iyi maç çıkardı, insan 10 sene sonra mı evrim geçirmeye başlar. arda bu haliyle ilk 11i haketmiyor, elano da lincolnu animsatiyor bana cok fena, sadece daha az şımarık olanı, umarım yanılıyorumdur. baros bizi çıldırttı tüm maç, tüm 2li mücadeleleri kaybederek. ama jardel tipi golcülük yaptı saolsun, 2 pozisyon 2 gol. kewell gizli kahramandı, topu bildiği için hep mantıklı oynuyor adam. mehmet topal ve emre aşık kötü günlerindeydi, düzelmeleri lazım. kaleci ilk defa iyi oyun çıkardı saolsun.

son paragraf da mustafa denizli için, kendimi beşiktaşlıların yerine koyunca bu adamın bu orta halli, yuvarlak, net olmayan cümleler kurması herhalde deli ederdi beni. geçen sene kaç puandan geldik, yine geliriz diyeceğine, salı günü manchester'i yenip tekrar başlıyacağız diyebilirdi. takımın hırsı eksikti bence dün akşam, serdar özkan da bu kadar mı gol kaçırır yahu, ama güntekin onayın dediği gibi nihat+serdar geçen sezon boyunca toplam 2 gol atmışlar zaten...

tribünlerin hali çok kötüydü, tek güzel olan eski açığın üstü kapalı hali ve amigo için yapılmış platformdu.

2 Eylül 2009

galatasaray sezon başı değerlendirme

her ne kadar takım ligde 3.25 gol ortalamasıyla oynarsa oynasın
her ne kadar kadro genişliği son ufuk transferi ile birlikte çok ciddi artmış olursa olsun
her ne kadar taraftar maçları doldurursa doldursun

maçlar bıçak sırtında gidip geliyor bence. geçen sene ligin ilk yarısında bu takım gelene geçene 4-5 atıyordu da ne oldu sonunda. geçen sene skibbenin kadrosundan farkı yeni transferleri bu takımın. ama oyunda inanılmaz farklı falan değil, ileri ucun daha becerikli o yüzden çok gol atıyorsun, ama yan toplardan yediklerin her zamanki gibi, değişiklik yok. takım ciddi sınavlarına 12 eylülde beşiktaş maçı ile başlayacak. bizim blogun özellikle ilgileneceği bir maç olacağı için hem aggressione'den hem de benden maçtan önce detaylı analizler bulacaksınız diye umuyorum, di mi aggressione?

tüm bunlara rağmen güzel olan şey senelerdir bu takımda kan emici gibi oynayıp da hiçbir şey katmayan adamları rijkaard'ın bir bir ayıklamasıdır. gidenlere bir bakın da siz söyleyin haksız mıyım?

Gidenler: ü.karan, h.şaş, v.yaman, m.güven, y.yıldız, o.uşak, n.ateş, c.lincoln, a.erdem, e.şentürk

7 Ağustos 2009

estonya

estonya takımı çıkmış, levadia. gidilir mi diye baktık, 500$ yazıyor direk uçuş, helsinkiden geçicem desen 400$. pahalı olur. gruba kalalım sonra gideriz dedik.

aggressione'ye sesleniyorum buradan. daha çok sahip çıksın, hem bloga hem bana, yoksa bir gelecek ben kontrolü kaybetmiş falan. ince işlere çok uzağım çok...

bu yazıyı tarihe not düşmek için yazıyorum. sonra başıma gelecek kötü şeylerin başlamaması için verdiğim çabayı unutmayayım diye.

dünkü netanya maçını yorumlamak istiyorum. takım gerçekten farklı top oynuyor, çok paslı falan. ardaya büyük kaptan diye bağırmak zorluyor, ama zamanla alışırız heralde. keita mest etti, 1 vole 2 taklayla. tebrikler haldun. linderoth ne kadar süper bir insan olduğunu dün gösterdi bugün menisküs dediler, uzunca süre yine yok. nedir bu talihsizlik? kabus başladı mı nedir?

sivas'a çıkan shaktarın ukraynalı ponpon kızlarını sivasa giden yolda yapacakları istanbul aktarsamında aggressioneyle birlikte çiceklerle beraber karşılamak dileğiyle...


19 Temmuz 2009

tobol - galatasaray

geç gelen bir maç yazısı olsun. tobol maçı enterasandı, öncelikle sonunda kafası çalışan ve reputasyonu yeten bir hoca hazırlık hatta kolay avrupa kupası maçlarında gençleri oynatmayı akıl etti. gencleri burada göremezsek nerede göreceğiz ki zaten. iyi de oldu. yaser'in aydın'ın genç yaşta miyadlarını doldurduklarını gördük, alpaslan'ın gördüğü kırmızı karta kadar gelecek vadeden bir genç olduğuna inandım. ama kırmızıyla arda'nın bordeaux maçını hatırlattı, özellikle itiraz bölümü. servet maldini gibi yaşı ilerledikçe daha mı iyi oluyor ne, iyi ki marsilya'ya gitmedi. başka bloglarda da değinilmiş ama benim de 2 çift sözüm var:

sabri konusunda. şimdi birisi tribünde sabri'ye kızınca edilen klasik laf şudur: "sabri bizim evladımız." nedir galatasaray'ın altyapısından yetişmiştir, yıldız, genç, paf takımlarında hep kaptan olmuştur, hep yıldız adayı. 8 senedir a takımda forma giyiyor, 25 yaşındadır, memleketi samsunun numarasını sırtında taşır. tamam kafası da az çalışır, bunu da sabri'yi 5 dakika sabredip sahada takip eden herkes anlar. bazı maçlarda kendinden beklenmeyen üstün performanslar sergilese de genellikle pozisyonunu unutan, orta yapmayı katiyyen beceremeyen, gergin maçların çoğunda tansiyona kendini kaptıran bu sabri'ye sanıyorum bu yaştan sonra kimse temel hareketleri (pas, orta, ver-kaç, poziyon alma) öğretemeyecek, yaşı ilerledikçe belki öğrenebileceği tek şey sinirini kontrol etmek olabilir. o konuda hasan abisine benzerse o da zor. e peki galatasaray'ın evladı diye biz sağ kanada kimseyi koyamayacak mıyız? benim tercihim en azından sezon başı için sağ bek uğur, sağ açık keita'dır. buradan reis franck'e sesleniyorum, duy bizi.

19 Haziran 2009

ronaldo

toparlak ronaldo hala gol atmaya devam ediyor, Corinthians'da. seviyoruz bu adamı.

16 Haziran 2009

marco di vaio

marco di vaio. ilk parma'dan hatırlıyorum, sonra juventus'da çok takdir etmiştim, bizim arif gibi sonradan girip atardı. 2 sezon valencia arkasından monaco, avrupa turu bitti, italya'ya geri döndü. önce genoa'daydı bu sene de bologna. 32 yaşında 24 gol attı. oyun tarzı oluşmuş golcülerden. 3 sene daha bologna'da, senelik 1,2 mil € alacak, alır.

balotelli


inter'in 18 yaşındaki forveti bugün casiraghi'nin (onun için de ayrı bir yazı yazmak istiyorum, çok severdim kendisini) italya 21 yaş altı takımında ilk 11 çıkacak sırbistan'a karşı. inter ibra'yı da yollarsa etoyla takas olmak kayıdı ile, gelecek sene pes'te balotelli-eto oynatacağım.

kaka-şükür

ister hristiyan olsun ister müslüman, dindar futbolcuların sevinci birbirine benziyor. hakan şükür'ün şuna benzer kaç gol sonrası şükür seansı hatırlıyorum? sayısız. ama kaka'nın gol sonrası forma altından çıkardığı t-shirtlerin benzerini çıkarsa nolurdu hakan'a? bizde işler biraz farklı işliyor, aggressione'nin bunları değiştireceği günü bekliyoruz umutla.

lippi


bir şekilde oynatıyor ve kazanıyor. maç sırasında içtiği minik cigarillolarıyla sevdiğim beyaz italyanı, juventus, italya derken bir oyun karakteristiğinden bahsedemezsek de oyunculara yaklaşım kalıbı var. mesafeli teknik direktörleri severim, keep distance man.

10 Haziran 2009

inter


biz kaç defa şampiyon olduk şöyle bir posterimiz olamadı...kimileri işi daha iyi biliyor.